Güzel olacak… Güzel…
Saatler sonra 21 yılı geride bırakmış bir hayata yeniden, yine, her zamanki gibi başlayacağım.
Her güneş doğduğunda yeni bir hayat başlar ya hani dünyada, uzun zaman oldu güneşin doğuşunu görmeyeli, uzun oldu yeni bir hayata başlamayalı…
21 yıl önce, şu saatlerde dünyada olabilecek en hijyenik mekanda tek başıma yaşıyorken ne güzel, 21 yıl sonra, insanların birbirini öldürdüğü, birbirini ağlattığı pis bir dünyada yine yapayalnızım…
21 yılda ne değişti? sadece bulunduğumuz ortam! Sana sonsuz şükranlarımı sunuyorum canım annem, bana dünyanın en temiz yerinde 9 ay 10 gün yaşattığın için!
Baha Uygar MİTAT
3-4 gün önce, yine bir gündüz uyumasında gördüğüm rüyayı anlatayım ;
Ben, ege yöresinde bir köyün agasının oğluymuşum, köydeki yavuklumun şehirden okul arkadaşı gelmiş, bende köyde sivri topuklu ayakkabıları yere vura vura yürüyorum (:
Eleman bir geliyor simsiyah bir Audi TT ile, kızı atıyor arabasına kaçırıyor şehirden,
Bende bunu kendime yediremeyip bakkal necminin ferrarisini alıyorum düşüyorum peşlerine, yolda ferrarinin benzini bitince, benzincideki kuyumcu bana ;
” Audi yi yakalıyosan audi ile yakalarsın ” diyo ![]()
Bunun üzerine mal gibi dönüyorum köye ve ,
BABA BANA AUDI ALSANA!
bkz :
Yine o karanlık gecelerden birinde…
Yine sigara ateşinin aydınlığında klavyenin tuşlarını görme çabası,
Yine aklımda sen, gözümde senin gözlerin, kalbimde senin kalp atışların…
-
Yine yağıyor gözlerimden sonbahar yağmurları,
Çisil çisil ağlıyor pencereler…
Ağlıyor bebeğim, ağlıyor puslu ve derinden.
-
Daha sonra yollar aşılıyor, ağaçlar sayılıyor bir otobüsün yüksek penceresinden.
Bir şehirden çıkıp bir şehre gidiliyor tüm hayaller bir bavula doldurulup,
Tam da o gün, kış geldi denirken güneş doğuyor. Yaz yağmuruna dönüşüyor gözlerden akanlar…
…
Seni çok seviyorum hayatım…!
Hamdolsun küresel ekonomik kriz canım ülkemi etkilemedi ama …
Beni etkilediğini bugün tekrar anladım.
Uzun süredir yeni domain kaydetmiyordum. Bugün güzel bir domain aklıma geldi ve alayım dedim. Bu kadar küçük birşeyde bile kendini bu kadar belli ettiğine göre, büyük çalışan ticaret firmaları ölmüş, gömenleri yok
4 ay önce aynı domaini 9.8 YTL gibi bir ücrete alabiliyorken, bu gün 16.4 YTL verdim.
Hamdolsun ülkemiz ekonomik krizden zarar görmüyor ( dolar sabit ya :p ) …
velev ki gördü diyelim… işte o zaman yandık!
Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başbakanı, Recep Tayyip Erdoğan ;
Ekonomik kriz, siyasi gelişmeler, küresel fokurdama, evli çiftlerin çocuk sayısı … vs… derken…
Alıntı yapalım haberi ;
Türkiye aylardır YouTube’a giremiyor. Dün itibariyle gelen ikinci kapatma emriyle çok uzun bir süre daha sitenin resmi olarak açılmayacağı anlaşılıyor. Ancak Başbakan Erdoğan YouTube’a girdiğini söyledi. “Girilmiyor” diyenlere de “Ben giriyorum siz de girin” diyerek arka kapıyı gösterdi.
BEN YOUTUBE’A GİRİYORUM
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bu ’sırrını’ Hindistan’a giderken uçakta açıkladı. Basın mensuplarına CHP’nin türban açılımını desteklediğini anlatıyordu. Ancak bunun göstermelik olmamasını diledi. Çünkü Erdoğan YouTube’da CHP’nin türbanlılara karşı nasıl bir mücaadele yürüttüklerini görmüştü…
Basın mensupları haliyle ”Youtube’ye girilmiyor” diye itiraz ettiler. Bunun üzerine Erdoğan’ın cevabı çok manidardı: ”‘Ben giriyorum, siz de girin” karşılığını verdi.
Nasıl dalga geçiyorlar ama (:
Bu gece…
Bu gece yine bakıyorum anadoluya çökmüş sonbahar sisleri arasından kendini göstermeye çalışan parlak, yuvarlak, el fenerine…
Yudumladığım sıcak şarap boğazımda düğüm düğüm… Bu gece vazgeçiyorum kaçamak bakışlardan, bakarak kaçışlardan…
Ellerimi sana uzatmaya çalışıyorum bu gece… Kalbimi söküp sana getirmek istiyorum ama ne el yetiyor ne de yol izin veriyor!
Dumanlı bu gece… Şehirde bir suskunluk var. Anlamsız çığlıklar sadece benim kulağımda! Sadece bana esiyor sert rüzgar! Sadece bana… …
Ankara
Ankara’ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar…
kimse keman çalmaz belki ama
çok keman çalınsın balolarında
diye yapılmış
gri sisli binalar…
alnının ortasında
ciddi bir devlet asabiyeti.
çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
(biz bir şeyi delicesine severiz
ama tanrım neyi?)
kahve önü çatlak mozaik
bel kemiğine tehdit
kürsüler üstünde
çok sigara içen
öğrenciler
bir daha asla yaşayamayacağı
aşkları teğet geçerken
hep onu sevmeyenleri severek
hep onu sevenin gözlerinden
kalabalıklara kaçarak
karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara,
yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
bir izmirli güzele dayatmak varken
hep kardeş olacak değiliz ya,
yaşasın halkların sevgililîğî!
soyut bir sevdaya
beşik kertilmiş olan
dağda çoban,
şehirde şark çıbanı sayılan,
fırat’ın büyük elleri
ararat’ın kız yelleri
cilo’nun derin nefesleri
hülasa kente hukuk mukuk okun
mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
anadolu çocukları, ankara’ ya öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar
(belki balkona kar seyretmeye çıkar diye
sevdiğimiz kızlar
çok dibimiz donmuştur ve çoğu zaman
bu kar mevzuu
kızlara yeterince ilginç gelmemiştir
hiçbir şey kapalı bir dükkan kadar
hüzünlü gelmez insana
ankara’da,
yoksa bugün bir hayat
yaşanmayacakmı duygusu çöker bütün bozkıra.
Kimse keman çalmaz belki
Belki bu fiim hiçbir zaman
o kadar fiyakalı olmayacak ama
Hiçbir lahmacunda
o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
tadını vermeyecek bir daha
Çok daha iyilerini yedim sonra
bizzat Urfa’da hatta
Ama hiçbirinde
o kadar aç oturrnadım sofraya
ankara’ya
öyle yakışırdı ki kar
çok yabancı bir soluk duyulur bazı
bilinmez bir dilin ıslığından
anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar
öyle deme
Ankara’yı sevmeyene bir zulümdür
bu kadar insanın neden ankara’yı sevdiğini anlamadan
ankara’da yaşamak
yollarına hep sevdiğimiz insanların
adlarını vermediler ama biz her duvara
bilvesile onların adını yazarak yaşadık
kül ve betondan mürekkep
yaşadıkça yaşanılası gelen
o tuhaf bozkır kokusunda.
ankara’ya öyle yakışırdı ki kar.
asfaltlar ışıldar…
bir günden bir sürü gün yapan
mesai saatlerinde hiçbir şey yapan
hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan
rakıyı bol sulu içen
dokunmasın için deği!
çabuk bitmesin dîye devletimin tekel rakısı,
hep kağıtlara bakarak,
hep kağıtlardan bakarak
hem neşet ertaş’ ı hem bülent ersoy’ u
aynı anda sevmeyi başararak,
karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
çok beğenmeyerek ama
yine de bu tasarrufunu takdir ederek
boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi
yürüyen…
memurlar…….
ankara’ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar…
biz, şimdi kapalı birr kuruyemişçi
dükkanının -ki bütün plan kar altında
tuzsuz ay çekirdeği çitileyip
yanı sıra bafra içmektir-
kötü ışıklandırılmış vitrininden
umutsuzca içeri bakan,
kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş,
-yani sistem kendi verdiği kimliği
zırt pırt geri istemektedir-
doğduğu yer yüzünden
doğuştan kavgacı zannedilen ama
pek çoğu kavgadan nefret eden
kavgacı esmer cesur korkak
çoğu kürt çoğu türk çocuklardık…
ankara’ya öyle yakışırdı ki kar….
ha sonra belki ahmed arifin aklına
hiçbir şairin aklına gelmeyecek
-çünkü hiçkimse bir daha ankara’ yı
O’nun kadar sevemeyecek -bir şiir islenir:
kar altındadır varoşlar
hasretim,nazlıdır ankara…..
ustam yine sen bilirsin ama
hangi aralıkta bir şair ölmüşse
işte o,en netameli aydır bence.
ankara’ya öyle yakışırdı ki kar…
asfaltlar ışıldar…
yalanlar…
şimdi ve sonra ne zaman ankara’ya kar yağsa
elim gönlüm, çocukluğum buz tutar.
2008 Güz yarı yılı ilk vizelerin sonuncusuna bu sabah girdik.
2 hafta süren vize günleri sonunda ;
Ah be Yalçın Hoca… neler alıp götürdün hayatımdan var ya (:
Yaklaşık 2 haftadır her gün girdiğimiz sınavların sonuncusu Cuma günü ve Perşembe gününde sınav olmaması bile benim için şu psikolojiyle büyük bir sevinç kaynağı …
Son sınav ” Hayvan Sistematiği ” ve bu sınavın da hakkını verdikten sonra yapılacaklar …
Şu anki ruh halimi düşünün yani :p
Bir arkadaşımın uyurken çıkardığı garip seslerden sonra aklıma gelen ufak bir anektod (:

Resimdeki şahısı tanımıyorum. Fotoğrafı internette vardı (:
Baha Uygar MİTAT (21) Eskişehir
Adını hâlâ gururla yazabilenler bir adım öne...
Kim Gibiyim ?Priapos - Mito - Mitat